Kuzey’in Paris’i – TROMSØ

KUZEY’İN PARİSİ TROMSØ (13 – 16 MART, 2015)

 

1. GÜN – 13 Mart, 2015

Büyük gün geldi. 70’ kuzey enleminde yer alan “Paris of the North” (Kuzey’in Paris’i) Tromsø’ya yolculuğum başladı. Stavanger’den sabah saat 06.05’te SK 4002 uçağı ile önce Oslo’ya sonrasında Screenshot_12SK4406 sefer sayılı uçak ile Tromsø’ya 09.45 civarında vardım. İş sebebiyle orada yasayan yüksek lisans eğitimimden sınıf arkadaşım olan Rus vatandaşı Alexey beni havaalanında karşıladı. 1 haftalık otobüs biletimi daha ucuz olması (250 NOK) ve kolay kullanımı sebebiyle “TromsMobillettt” aplikasyonu üzerinden aldım. Tabii ki de internet bağlantınızın sürekli olması gerekiyor.

Havalimanı dışına çıktığımızda Tromsø’ya baharın geldiği hemen anlaşılıyordu. Hava sıfırın üstünde +1 dereceydi ve rüzgarsız, sakindi ki bu kadar kuzeyde yer alan bir bölge için çok fazla rastlayabileceğiniz bir durum değil.

Lafı fazla uzatmadan turumun detaylarına geçmek istiyorum. ‘42’ numaralı otobüs ile şehir merkezine doğru yola çıktık. Haftalardır suren kar yağışı yerini yağmura bırakmış, karlar erimeye başlamış ve bu da çamurlu yollarda yürüyüşü bir hayli zorlaştırıyor. Beyaz daha doğrusu açık renk ayakkabılar ile gelmemenizi tavsiye ederim J Evet, şehir merkezine vardığımızda ilk olarak polar araştırmaların yapıldığı, fok balıklarının gözlemlendiği ve haklarında bilgilerin olduğu “Polar Museum” dışarıdan gezdik ve hemen yanı başında sergilenen, zamanında fok balıklarını avlamak için kullanılan eski bir Norveç gemisini dışarıdan gördük. Şehir içinde ufak bir yürüyüş turu da yaptıktan sonra soluğu hemen yerel bira fabrikası olan “ØlHallen” de MACK markalı biralarından içtik. Ayni zamanda oturduğumuz fabrika “En Kuzeydeki” (The Northern Most) unvanına sahip yerlerden birisiydi. (Dünyanın en kuzeydeki bira fabrikası) Yazımın sonunda liste halinde gezip gö
rdüğüm “En Kuzeydekiler” listesini görebilirsiniz.

Screenshot_13

Tarihi bira fabrikasının ilginç bir hikayesi de var. Alman dindar bir aile tarafından 1928 yılında açılan birahane de ilk senelerinden 1960li yıllara kadın tuvaleti açılana kadar kadınlara yer verilmiyormuş. Fabrikanın sahibi insanları yüksek alkollü içkilerden uzak tutarak hafif alkol oranına sahip bira içimine tevsik etmek amacındaymış. Bu sebeple de halk Pazar günleri kilisedeki ayinlere katilim gösterebilecekti. İlk dönemlerinde fabrika aksam saat 7’ye kadar açıkmış. Mantık ayni “Evine don sapıtma erken yat ertesi gün kalk kiliseye gel.” J Günümüzde fabrika da modaya uyarak Perşembe ve Cumartesi günleri arasında kapanış saatlerini akşam 11’e kadar esnetmişler. Birçok bira çeşidi var. Hepsinden deneyin! Şehrin en pahalı biraları burada, fazla da tadımı kaçırmayın bence ilk günden paranız bitmesin J

Tromsø ortalama 70.000 kişilik nüfusu olan, yasadığımız şehirler ile kıyasladığımızda kasaba diyebileceğimiz ölçüde ufak ama Norveç’in en kalabalık 5. şehridir.

Buralara kadar geldiğinizde mutlaka kuzeybatı geçidini asan ilk denizci olan Norveçli kaşif Roald Amundsen hakkında detaylı bilgi edinmenizi öneririm. Lakin araştırmaları olsun, kutuplarda kayboluşu ölümüyle bastan sonra ilginç bir hayat hikayesine sahipmiş. Yakından ilgilenenler için Wikipedia linkini sizlerle paylaşıyorum. (https://tr.wikipedia.org/wiki/Roald_Amundsen)

Günümüzün devamında bir başka en kuzeydeki unvanına sahip yere yani Tromsø Üniversitesine gittik. Şehir merkezinden otobüs ile 12 dakikalık mesafesi var. 10.000 kişilik üniversitede ağırlıklı olarak deniz bilimi ve jeoloji bölümlerinin öğrencileri mevcut. Üniversite müzesini de gezdikten sonra, arkadaşlar denize girdiler. Suyun ve havanın ne kadar soğuk olduğunu sizlere kelimeler ile anlatamam. Bu arada ilginç bir bilgi de öğrendim ki, yerel bir yüzme kulübü ekim ve mayıs ayları arasından her Cuma burada denize giriyorlarmış. Yazın girmiyorlar, sebebi ise basit; çok sıcak!

Yukarıda Sami ırkını simgeleyen bir resim görüyorsunuz. Çoğunluğunun Norveç’in kuzeyinde yasadığı Samiler ayrıca Finlandiya, İsveç ve Rusya’da da günümüzde yaşamlarını sürdürüyorlar. Daha detaylı bilgi almanız için her zaman olduğu gibi Wikipedia’dan yardım alıyoruz J http://tr.wikipedia.org/wiki/Laponlar

Hemen bir yemek yeri tavsiye etmek istiyorum. Tüm bu gezmelerden koşuşturmacadan sonra son derece salaş ve Norveçlilerin deyimiyle çok ‘KULT’ bir mekana “Huken Pub” a oturduk. Hamburger seviyorsanız kesinlikle tavsiye edebileceğim bir yer ve mutlaka Bacon ve ekstra kasar da ekletmeyi unutmayın! J

Northern Lights

 

Yemekten sonra kuzey ışıklarında rehber olan arkadaşımın az kişilik bir Uzakdoğu grubuna gece kuzey ışıkları turunda rehberlik edeceğini öğrenince, bende hemen tura dahil oldum. Aksam saat 18.30’da belirtilen noktadan otobüs yolculuğumuza başladık. Yaklaşık 1 – 1,5 saat sürecek yolculuğumuz esas amacı ise ışık kirliliğinin olabildiğince az hatta olmadığı yerleri bulabilmekti çünkü çevrenizde ne kadar az ışık var ise, kuzey ışıklarının havadaki dansını daha net, belirgin şekilde izleyebiliyorsunuz. Tura çıktığımız gece hava raporuna bakıldığında bulutlu gösteriyordu ki bu biz turistler için aslında pek de iyi bir haber değildi çünkü havanın bulutlu olması görüş imkanınızı kısıtlıyor hatta neredeyse yok ediyor. Fakat yine de şansımı denemek istedim.  Alacakaranlık ucu bucağı görünmeyen ormanların arasında seyrimize devam ederken, rehberlerimiz bir noktada otobüsü durdurdu ve dışarı çıkıp bir kaç dakikalığına havaya bakarak tahminlerini yürüttüler. En sonunda durmaya karar vermiştik J

Durumu size şöyle özetleyebilirim: yaklaşık 2 saat kadar durduk ve sürekli havayı inceleyerek gözleriniz ile canlı şekilde ışıkları görmeye ve danslarını izlemeye çalışıyorsunuz. Kaçınılmaz sonunuz ise ertesi gün boynunuza giren ağrılardır J Bakıyoruz ediyoruz tabi ki fotoğrafını çekmekte mutlaka isteyeceksinizdir. Akilli telefonlarınız ile çekmeniz gibi bir durum söz konusu değil. Rehber arkadaşlar tur boyunca sizin haberiniz olduğunda ya da olmadığında fotoğraflarınızı çekiyorlar ve tur sonunda bulut aktivasyonun içerisinde paylaşıp linkini size yolluyorlar. Kendi kameranız ile geldiyseniz de bazı çekim/flaş ayarlamaları yapmanız gerekiyor. Bu kısımda da rehber arkadaşlar otobüs yolculuğumuz boyunca kamerası olanlar için hangi ayarlamaları yapmaları gerektiğini açıklıyorlar. Bu arada karni acıkanlar ve üşüyenler için de tur sonuna doğru ışıkları seyrederken sıcak çikolata ikramları da oluyor.

Gece yarısına kadar suren turumuz boyunca iki farklı noktada durduk ve evet ışıkları da bulutların dağıldığı anlarda görüp, danslarını izleme sansımız bile oldu. Tek kelime ile muhteşem! Bir başka dilde, İngilizce olarak “Once in a life time experience!” diyebiliriz.

Screenshot_15

Tabi ki son olarak her zaman her yerde semtimizin takimi “Karşıyaka” atkıları elimizde…

 Screenshot_16

2. GÜN – 14 Mart, 2015

 

Sabah erken saatlerde hava kapalıydı. Kahvaltıdan hemen sonra şehre doğru gitmek için yola çıktım. Üniversiteden şehre inerken çevremdeki manzara hoşuma gitti, sizlerle paylaşmak isterim.

Şehirdeki ilk durağım olan Artik Katedrali (The Arctic Cathedral)  içerisine ne yazık ki saat 14.00 de açıldığından dolayı girip, gezemedim. Zaten yapının en ilgi çeken kısmı da aslında tasarımı ve dış görüntüsüydü. İlginç bir bilgi de aldım ki, katedrale son dönemde papazin talebi doğrultusunda güneşi kesmesi için bir ekleme yapılmış çünkü on kısım tamamen cam ile kaplı olduğundan yaz güneşi dönemlerinde (21 Mayıs – 21 Temmuz) güneş içeriyi kapladığından ziyaretçiler de ayinlerde güneş gözlüğü takmak zorunda kalıyorlarmış. Bazıları da güzel öğlen uykuları çekiyormuş haliyle J

Katedral den hemen sonra yürüyüş mesafesinde bulunan Teleferik (Cable Car) oldu. İzmir’de binemeden Tromsø da binmekte bana nasip oldu helalde J Şehrin göz alıcı manzarası esliğinde kahve ve waffle tadını çıkarmanın sizlere maliyeti ise sadece 50 NOK. Giriş ücreti de yanlış hatırlamıyorsam 100 NOK civarındaydı. Görselleri aşağıda sizler için paylaşıyorum.

Screenshot_17

3. GÜN – 15 Mart, 2015

 

Balığa çıkacağım gün şansıma dışarıda harika bir hava vardı! Limana giderken biraz çekim yaptım.

 

 

Balığa çıkıyoruz!

 

Yerel bir balıkçı olan Arnt ile balığa çıkmak isterseniz, minimum iki kişi olmanız koşulu ile yaklaşık 3 saatlik tur için kişi başı 550 NOK. ödüyorsunuz. Çoğunlukla Cod (Morina) balığı çıkıyor http://en.wikipedia.org/wiki/Cod ama benim Tura çıkarken asil hedefim Halibut (Trança) balığıydı http://en.wikipedia.org/wiki/Halibut Arnt zaten balıkçı olduğu için, balık bulucu radarına kadar her şey mevcut, oltalar dahil!

 

 

Tura çıkarken 2 Amerikalı ve 2 İngiliz ile birlikteydim. Fazla uzatmadan görsellerimi sizlerle paylaşmak isterim. Sonuç olarak bendeniz çocukluğundan beri balığa çıkan birisi olarak geleneği bozmayarak elim bos donmuyorum ve toplamda 10 kilogram iki adet morina balığı tutuyorum. Diğer arkadaşlar da birer tane tutarak 3 saatte morina katliamı(!) yapıyor, kıyıya toplamda 4 morina hemen hemen 20 kilogramlık balık ile dönüyoruz.

Screenshot_18

 

Akşamına tabi ki de İspanyol arkadaşlarımızın kırmızı şaraplarının esliğinde ziyafet çekiyoruz .

 

4. GÜN – 16 Mart, 2015

 

Oslo uçağımın aksam 18.30’da olmasından dolayı gün içerisinde gezimdeki son aktivite olan Dog Sleeding (Kopek Kızakçılığı) yapma fırsatı buldum. Detaylarını sizlerle paylaşmak isterim.

 

Dog Sledding (Kopek Kızakçılığı)

 

Sabah 08.45’de şehir merkezinde programda belirtilen noktada otobüsümüz bizi bekliyordu. 80 dakika suren otobüs yolcuğu ile firmanın outdoor aktivitelerini gerçekleştirdiği kamp alanına ulaştık. Diğer aktivitelerden bazıları arasında Snowmobile Safari, Reindeer Sledding, Full-Day Adventure ve Kamping var.

 

Ve kamp alanına ulaşıyoruz. Kopeklerin hepsi son derece uysal ve sevimlilerdi. Bir kızağı 5 kopeğin yardımı ile iki kişi kullanıyor. Kızak turumuz yaklaşık olarak 1,5 saat surdu ve15 kilometre yol yaptık. Benim gibi başka bir gezgin olan brezilyalı arkadaşım ile ayni takımda olmamız sebebiyle bu turda tanıştım. Kendisinin Pro – Cam kamerası sayesinde çok güzel videolar çektik.

Kızağa başlamadan önce tabi ki on açıklama veriliyor ve bir yetkili size tur boyunca liderlik ediyor. Bu sırada siz de takımınızdaki kopekler ile sosyalleşiyor ve isimlerini öğreniyorsunuz. İki kişi ayni anda süremediği için, yolun yarısında yerlerinizi değiştiriyorsunuz. Sürmediğiniz dakikalarda harika bir doğa içerisinde keyfinize bakıyorsunuz. Kopekler çok da iri değiller aslında ama doğada yetişmiş olmaları ve iyi bakılmaları enerjilerinden ve hareketliliklerinden belli oluyordu. Size ilginç bir kısmı anlatmak istiyorum. Rampalarda veya zorlu parkurlarda kopekler sizden gruba liderlik etmenizi ve ayaklarınız elleriniz ile destek verdiğinizi görmek istiyorlar. Bu sebeple de bu esnada sürekli geriye donup sizin hareketlerinize bakıyorlar. Aksi takdirde, kopekler çekmeyi reddedebiliyorlarmış. Bizler her gerektiğinde onlara destek verdiğimiz için aldığım duyumlardan yola çıkarak sizleri bilgilendiriyorum J

Tüm koşuşturmanın ardından hareketli 2 saatten sonra haliyle acıkıyoruz. Merak etmeyin, tur programının içerisine kızaktan sonra içeceğiniz harika balık çorbası ve cay/kahve dahil J

Çorbalarımızı da içtikten sonra şehir merkezine donuyorum ve valizim elimde son olarak tura başladığım yere MACK Bira fabrikasına ‘Ølhallen’e uğruyorum.

Bu arada unutmadan hatırımda kalan en kuzeydekiler ‘The Northern Most’ listesini de veriyorum.

1.       Katedral – Tromsø Katedrali

2.       Üniversite – Tromsø Üniversitesi

3.       Bira Fabrikası – MACK “Ølhallen”

4.       Camii – ‘Alnor Senter’

5.       Burger King

6.       Hastane – Kuzey Norveç Üniversite Hastanesi

 

Keyifle okumanız dileğiyle,
Yağız Koçak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir